Bugün okullarda öğretilen, bilimin sadece bir karikatüründen ibarettir. Genç insanlar bilimin tüm zenginlikleri ile tanıştırılmalıdır (Issues in Science and Technology, Summer 2009)

‘Teori ve uygulama’ ya da ‘teorik ve pratik’ genellikle birbirlerinin zıt ya da alternatifi olarak kullanılan kavramlardır. Hatta birçok eğitim, etkililiğini gerekçelendirmek adına teori yerine uygulama kavramını ön plana çıkarmaya çalışmaktadır. Formal eğitim ortamlarındaki derslerin/öğretimin uzun yıllardır klasik eğitim yaklaşımları doğrultusunda hazırlanan teoriye dayalı kalın kitaplarla gerçekleştiriliyor olması bu durumun ortaya çıkmasındaki faktörlerden biri olarak ifade edilebilir. Her ne kadar güncel öğretim yaklaşımları sürekli olarak öğrenci merkezli yaklaşımların altını çizse de, köklü bir gelenek haline gelen bu yoğun teori odaklı öğretim ile yaşanan kan uyuşmazlığı dolayısıyla sınıflarda maalesef karşılık bulamamaktadır.

Bu yazımda teori ve pratik arasındaki bu ikileme mühendislik tasarımı bağlamında ele almaya çalışacağım. Mühendislik eğitimi ile ilgili alanyazın incelendiğinde; iki farklı gruptan söz edilebilir: mühendislik bilimi ve mühendislik tasarımı. Bu alan genellikle ikisinden birini diğerinden daha üstün olarak gören araştırmacılar ile doludur. Bu noktada mühendislik eğitimi alanından Lamancusa (2006), teori ve uygulamanın mühendislik bağlamındaki birbirlerini tamamlayıcı rollerini  “Tasarlayabilmek için, sağlam bir bilgi birikimine sahip olmak gereklidir ve bu bilginin kazanılması ve hatırlanmasında en iyi yol, onu tasarım süreçlerinde kullanmaktır. Bu sebeple tasarım, teori ve uygulama arasında bir köprüdür” (s. 657) ifadesi ile vurgulamaktadır.

Bu durum tıpkı şu anda fen eğitimi özelinde yaşadığımız gibi, mühendislik eğitimi lisans programlarının geliştirilmesi sürecinde de benzer argümanlar üzerinde tartışılmaktadır. Genel manada mühendisliğin daha uygulama odaklı olması adına tasarım derslerinin programa entegrasyonu sürecinde en önemli eleştiri, tam bir entegrasyon gerçekleştirilememesi sebebiyle bir program içerisinde iki farklı müfredatın yer alması şeklinde ifade edilmiştir. Bu durum da sıklıkla duyduğumuz “bir mil uzunluğunda ve bir inç derinliğinde (a mile wide, an inch deep)” bir programın ortaya çıkması ile açıklanmaktadır.

Teoriden uygulamaya geçişte (mühendislik bilimi ile mühendislik tasarımının entegrasyonunda) ortaya konulan tek eleştiri bununla da sınırlı değildir. Linder ve Flower (2001) bu noktada üç temel zorluktan bahsetmektedir. Bunlardan ilki; teori ve uygulama kapsamında ortaya konulan hedeflerin birbirleri ile eşleşmemeleri ya da birbirlerini destekleyerek tamamlamamalarıdır. Bu durum yukarıda belirttiğim bir programda iki bağımsız müfredat fikrini de desteklemektedir. İkinci zorluk olarak ise çıktı ve ürünlere verilen gereğinden fazla değer olarak ortaya konulmuştur. Tüm uygulama odaklı öğretim süreçlerine getirilen eleştirilere benzer şekilde, bilgi ediniminden ziyade ürünün değerlendirilmesi bu entegrasyonda da fazlasıyla eleştirilmektedir. Son olarak da yazarlar tutarsız bağlamlara değinmişlerdir. Bu kapsamda öğrenmenin ve öğrenilenin uygulamasının gerçekleştikleri bağlamın tutarsızlığı büyük bir zorluk olarak belirtilmektedir.

Bilgi ve tasarım arasındaki bu kopukluğu Lewin (1979) kırk yıl öncesinden şu şekilde ortaya koymuştur: “Mühendislik, uygulamalı bilim olarak görülmekte ve kendi başına saygın bir akademik disiplin olarak ele alınmamaktadır. Dolayısıyla yükseköğretim kurumları mühendislik için en iyi eğitimin bilimsel bilginin endüstriyel staj ile desteklenmesi olduğunu düşünmektedir. Tasarım süreçleri ise bunun sonucunda müfredata kaçak bir kat misali bağımsız bir ekleme olarak görülmektedir.”

Sonuç olarak, mühendislik eğitimi alanında yaşanan teori ve uygulama ikilemi gerek ilk ve ortaöğretim gerekse de lisans eğitimi programlarındaki değişim kapsamında yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu ikilemden çıkışta ise bu alanda edinilen tecrübeler ve izlenen adımlardan ders almak önemlidir.

Görselin Tercümesi: Teori herşeyi bilirken hiçbir şeyin çalışmaması, uygulama ise herşeyin çalışması fakat kimsenin sebebini bilmemesidir. Laboratuvarımızda teori ve uygulama bir araya getirilmiştir: Hiçbir şey çalışmaz ve kimse de sebebini bilmez…

Photo Credit: 9Gag