Etiketler

,

[Organ Grinder at 21, quai Bourbon, Ile Saint-Louis, Paris]Charles Nègre 1800’lü yıllardan bir fotoğrafçı. Bilim ve sanatın birbirinden şimdiki kadar kalın çizgilerle ayrılmadığı bir dönemden. Sanatın resim ve fotoğrafçılık kolları ile profesyonel olarak ilgilenirken, diğer yandan da içindeki bilim merakını yenemeyerek fotoğraf makinelerinin çalışma prensiplerini anlamaya çalışmış ve fotoğrafların renklendirilmesindeki kimyasallar ile fotoğraf makinelerindeki optik mekanizmaların tasarlanmasında kullanılan mühendisliğe odaklanmıştır. Nègre “Bilimin son bulduğu yerde sanat başlar” diyerek bilimsel bilgiyi sanat eseri ortaya koymada kullanan az sayıdaki insandan biri olmayı başarmıştır.

Günümüzde eğitimde STEM kavramı popülaritesini gün geçtikçe arttırırken bu dört disipline ek olarak Sosyal Bilimler (STEMS), Edebiyat (STEM+L) ve Sanat (STEAM) gibi disiplinler de STEM modeline entegre edilmeye çalışılıyor. Hatta birçok Uzak Doğu ülkesinde ve Mısır’da STEM’den ziyade STEAM yaklaşımı bir reform hareketi olarak ele alınmaktadır. Sosyal Bilimler, Sanat ve Edebiyatın STEM’e entegre edilmeye çalışılmasının altında hafife alınmayacak argümanlar yatmaktadır. Sosyal Bilimlerin STEM için ihtiyaç duyulan sosyal ve kültürel bağlamı sağlama potansiyeli, Edebiyatın öğrencilere erken yaşlarda popüler bilim yazı ve eserlerini okuma alışkanlığını kazandırması ve Sanatın mühendislik tasarımlarında hali hazırda önemli bir yere sahip olması bu argümanların en güçlüleridir. ABD ve AB ülkeleri özelinde ise STEM eğitimi kapsamı dışında kalan araştırmacıların STEM eğitimine ayrılan yüksek bütçelerden pay alabilmesi bir diğer önemli motivasyondur.

STEAM yani Sanat entegrasyonu üzerinden gidecek olursak,  STEM çerçevesine Sanat eklemek gerçekten gerekli mi? Ya da tartışmanın diğer tarafından bakacak olursak, STEM’de Sanata yer vermek bu dört disiplinin ahengini bozacak bir faktör mü? Konuyla ilgili olarak okuduklarımdan yola çıkarak STEAM’in doğru uygulandığında öğrencilere büyük katkılar sağlayacağını fakat olmazsa olmaz demenin çok iddialı olduğunu düşünüyorum. Özellikle teknolojinin işin içine girdiği sanatsal tasarım aktiviteleri gençlerin gelecekte iş bulmada ihtiyaç duyacakları birçok beceriyi kazanmalarına yardımcı olacaktır. Creative Industries‘in 2012 yılında hazırladığı rapora göre küresel Picture1ekonomide görsel sanatlar sektörünün payı 12 milyar doları bulmakta, yalnızca ABD’de yaklaşık 5 milyon kişi görsel sanatlar ile ilişkili meslek kollarında görev yapmakta ve bu sayı yıllar içerisinde giderek artmaktadır. Bu kişiler sanat ve tasarım becerilerinin yanı sıra STEM yaklaşımı yolu ile öğretilecek tasarım uygulamalarına ihtiyaç duymaktadır.

steam-educationPeki STEAM her sınıfta uygulanabilecek kadar kolay mı? Her tasarım aslında sanat boyutunu da doğasında bulundurabilir mi? Cevap (en azından benim açımdan) kesinlikle hayır. Eğer amacımız ‘A’ harfini STEM’e beşinci bir disiplin olarak eklemekse, Sanatı bir disiplin olarak ele almamız gerekiyor. Nasıl ki STEM odaklı öğrenim süreçlerinde Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik disiplinlerinden her biri için belli bilgi, beceri ve kazanımları hedefleniyorsa, söz konusu Sanat entegrasyonu için bu disipline yönelik hazırlanmış öğretim programları ve standartlar incelenerek tam bir entegrasyon sağlanması gerekmektedir. Bu yönde ABD’de sanat eğitmenleri ile işbirliğine gidilerek hazırlanmış STEM kavramsal çerçeveleri bulunabilmektedir.

Görüldüğü gibi bu çerçeveden bakınca STEAM’in gözardı edilmemesi gereken bir yaklaşım olduğu fakat STEAM odaklı öğrenme süreçlerinin tasarımı ve uygulamasının düşünüldüğü kadar da kolay olmadığı ortadadır. Peki hali hazırda STEM uygulamalarında dahi türlü sorunlarla karşılaşılırken, STEM’i STEAM yapmak için bu kadar çaba göstermeye değer mi? Benim kişisel cevabım neden olmasın? Yer aldığım stem-to-steam-presentation-2-728projelerdeki uygulamalarda STEAM’in gözüme çarpan en büyük avantajı mühendislik tasarımında yer alan mekanik süreçlerin demotive ettiği öğrencilerin (her ne kadar klişe dursa da bu grup genelde kız öğrencilerden oluşur), sanatsal aktivitelerle tasarım sürecine tekrardan dâhil edilebilmesiydi. Yani eline alet takımını alıp bir mühendis gibi çalışmak istemeyen öğrencilerin, sanatsal becerilerini kullanarak (çizim, boya vb.) tasarımın önemli bir parçası olabilmeleri. Buna ek olarak yukarıda da belirttiğim gibi gelişen teknolojiler ile ortaya çıkan iş alanları içerisinde teknoloji odaklı sanat endüstrilerinin pasta payı azımsanamayacak derecede olduğundan STEM’in gelişen ekonomiler için önemine benzer bir argüman STEAM için de kullanılabilir.

784px-Steve_Jobs_Headshot_2010-CROP1800’lerden Charles Nègre ile başlayan bu yazıya 2000’li yılların başından bir efsane ile son verelim. Birçoğuna göre Steve Jobs’ı diğer teknoloji dâhilerinden ayıran en önemli özelliği, teknolojide stabil çalışmanın yanında sanatsal bir tasarıma da önem vermesiydi. “Bilimin bittiği yerde sanat başlar” diyen Negre’nin aksine’ Steve Jobs sanatın tasarımın her aşamasında önemli olduğunu vurgulayarak belki de Negre’nin kısmen ihmal ettiği Bilim, Teknoloji ve Sanat entegrasyonun altını kalın çizgilerle çizmiştir. Bu açıdan kendisinin başarı öyküsünün STEAM fikrinin boş olmadığını göstermesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

Kaynaklar

http://stemtosteam.org

https://storify.com/HPszen/stem-to-steam

http://elearninginfographics.com/steam-not-just-stem-education-infographic/

http://www.skepticblog.org/2013/03/14/stem-not-steam/


Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk