Etiketler

,

Birkaç gün önce okuduğum The Guardian’da yazılan bir makale akademisyenin rolünün kariyer yapmaktan ziyade pozitif değişime ön ayak olmak olarak değişmesi gerektiğini ve bu değişime ayak uyduramayanların prestijli üniversitelerde yer bulmasının gittikçe zorlaşacağını belirtiyordu. Peki günümüz akademisyenlerinin çabaları bu değişime ne kadar uygun? Bilgi üretme noktasında akademik yayınların ve bu yayınlar yolu ile dolaylı yoldan gerçekleşen bilim adamları arasındaki işbirliğinin göz ardı edilmesi düşünülemez. Fakat toplumda ve hatta akademik dünyada pozitif değişim yaratma noktasında akademik yayınlar pek yeterli görünmüyor. Yapılan bir araştırma her yıl 28,000 dergide 1,8 milyon akademik yayın yapıldığını gösteriyor (Ware & Mabe, 2012). Rakamlar her ne kadar heyecan verici olsa da bir diğer araştırma asıl gerçeği ortaya çıkarıyor. Bu çalışmaların %90’i hiç bir zaman diğer bir makalede alıntılanmıyor (Meho, 2007). Diğer bir yoldan söylemek gerekirse, her yıl yayınlanan 1.800.000 akademik çalışmadan 1.620.000 tanesi akademik topluluk tarafından bilginin üretilmesi noktasında değerli bulunmuyor. Fakat daha da kötüsü akademik yayınların %50’sı yayının yazarları, değerlendiren hakemler ve dergi editörleri dışında kimse tarafından okunmuyor. Yani her yıl 900.000 akademik yayın bırakın bilime pozitif katkı sağlamayı, okunmaya değer dahi bulunmuyor. Bu noktada akademik yönden kalitenin yanı sıra hem fiziksel hem de entellektüel açıdan ulaşılabilirlik faktörününde göz ardı edilmemesi gerekiyor.

İşte tam bu noktada sosyal ağların (Twitter, Blog, Academia vs.) pozitif değişimdeki önemi ortaya çıkıyor. Üretilen bilginin ulaşılabilirliği noktasında ınternet, akademik dünyanın hedef kitlesini dergi editörleri ve hakemleri ile sınırlı olmaktan çıkarabilir. Sosyal ağlarda paylaşılan bilginin yayılma ve geri bildirim elde etme hızı göz önüne alındığında, bu ağların bilginin üretimi ve kullanımı noktasında nasıl hayati bir rol oynadığı görülebilir.

Burada mesaj akademik yayin yapilmasinin gereksizliği değil, aksine akademik yayinlar yolu ile oluşması amaçlanan akademisyenler arasındaki bilimsel işbirliğinin, sosyal ağlar yolu ile akademisyenler ve toplumun diğer entellektüelleri (öğretmenler gibi) ile de kurulmasi. Hem bu sayede akademiye hakim olan teori ağırlıklı bilginin pratiğe dökülmesi konusunda işin üstadlarından yardim alınabilir.

*Belki de yakın bir zamanda akademisyenlerin performans değerlendirmesinde yayın sayısı yanında sosyal ağların ne kadar aktif ve profesyonelce kullanıldığı faktörü de yer alır.

 

2012_12_11_STM_Report_2012.pdf erişimi için tıklayın

PWJan07meho.pdf erişimi için tıklayın